Yaşamın Kökeni: İki Bağımsız Yol, Tek Genetik Köken mi Belki Sadece Parçalı Bir Ağaç mı?
İşin özü, yaşamın nasıl başladığına dair mevcut inançları sarsan yeni bulgularla karşımıza çıkıyor. Science Advances’te yayımlanan yeni bir çalışma, Dünya’da yaşamın iki kez ortaya çıkabileceğini öne sürüyor. Bu bakış açısına göre bakteri ve arkealar, birbirinden bağımsız biçimde farklı yollarla ortaya çıktı ve benzer metabolik görevleri yerine getirmek için farklı enzimler geliştirdi.

Metabolizmanın evrimi üzerinde duran araştırmacılar, canlılığın altyapısını oluşturan enzimlerin zaman içindeki gelişimini çözümlemek adına bakteri ve arkea genomlarındaki temel metabolik yapıları karşılaştırdı. Elde edilen bulgular, mevcut yaşam kolunun ortak bir işlevi gerçekleştirmek için iki ayrı enzim setine ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Düsseldorf’tan William Martin ve ekibi, kararlı bir ortak kökten ziyade iki paralel yolun ortaya çıkmasını vurgu yapıyor: “Karşımızda genetik kodun tek bir kökeni; fakat yaşamın iki ayrı başlangıcı var.”

Yaşamın sınırlarını tanımlayan konulara dair tartışmalar sürerken metabolizma kilit rolünü oynuyor. Enzimler, biyolojik reaksiyonları hızlandıran temel araçlar olsa da, başlangıç aşamasında ilk enzimler olmadan metabolizmanın nasıl başladığı sorusu hâlâ gündemde. bilim insanları, hidrotermal bacalar gibi doğa tarafından içeriden teşvik edilen kimyasal süreçlerin, amino asitler ve kofaktörler gibi yapı taşlarını adım adım ortaya çıkardığını öne sürüyor. Besin zincirinin erken dönemlerinde, yaklaşık 400 reaksiyonu kapsayan bir ağın tek seferde oluşmadığı, çevresel koşulların bu süreçlere adım adım yön verdiği düşünülüyor.

LUCA ve ötesinde Çalışma, LUCA’nın (Son Evrensel Ortak Ata) metabolik reaksiyonlarının yalnızca yaklaşık yarısını gerçekleştirmede yetenekliyken, geri kalanlarının yerel metallere bağlı olarak yürütüldüğünü öne sürüyor. Bu da iki yaşam kolunun bağımsız olarak serbest yaşayan hücrelere dönüşmesini kolaylaştırmış olabilir. İnsanlığın merak ettiği enerji kaynağı sorusu açısından da yeni hipotezler ortaya konuyor: Günümüzde enerji için merkezi rolü olan ATP, prebiyotik dönemlerde doğal olarak bulunmuyordu. Araştırmacılar, hidrotermal bacalarda fosfit olarak bilinen fosfor bileşiğinin bu süreçte kilit bir rol oynayabileceğini, paladyumun katalizör görevi üstlenerek erken metabolizmayı aydınlatabileceğini iletiyor.
Gövde yapısı değişebilir Bu bulgular, klasik “yaşam ağacı” modelinin yeniden düşünülmesini gerektirebilir. LUCA tek bir gövde olarak düşünülüyordu; fakat iki bağımsız kökten gelen iki farklı soyun, kendi serbest yaşam formlarını kurmuş olabileceği ihtimali güç kazanıyor. Böylece kök seviyesinde dallanan iki ana hat, yaşamın evrimsel kökünü yeniden çizebilir ve güncel bildirimlerin ötesinde bir tablo sunabilir.