ISS Emekliliği ve Yeni Nesil Uzay İstasyonları: ROS ve Deorbit Planı
Uluslararası uzay İstasyonu (ISS), küresel uzay ajanslarının iş birliğiyle kurulan ve yaklaşık çeyrek asırdır yörüngede görev yapan bir laboratuvar olarak çalışıyor. 1998 yılında ilk modülleri fırlatılan bu yapı; ABD, Rusya, Avrupa, Japonya ve Kanada’nın katkılarıyla büyüdü ve mikro yerçekimi ortamında yüzlerce deneyin gerçekleştirilmesini sağladı. Ancak günümüzde, bu dev platformun kullanım ömrünün sonuna yaklaştığı yönünde işaretler kuvvetleniyor.

Rusya’nın öne sürmüş olduğu çerçeveye göre ISS’in emekli edilmesine giden yol, 2028 yılında kontrollü bir yörüngeden düşüşle başlayacak ve 2030 yılına dek tamamen atmosferde yanarak yok olması hedeflenecek. Bu plan, önümüzdeki yıllarda istasyonun yörüngesinin kademeli olarak düşürülmesini ve Akıntıya karşı güvenli bir şekilde Pasifik Okyanusu’nun uzak bir bölgesine yönlendirilmesini kapsıyor.
Amerika Birleşik Devletleri ise ISS’in bu süreci daha güvenli ve kontrollü biçimde yönetebilmek için özel bir deorbit aracı üzerinde çalışıyor. 2024 yılında SpaceX ile 843 milyon dolarlık bir anlaşma imzalanarak U.S. Deorbit Vehicle (UDV) adı verilen sistemin geliştirilmesi kararlaştırıldı. Görev zamanı geldiğinde bu araç, ISS’e kenetlenerek yeniden giriş sürecini yönetecek.

Bunun ötesinde, Rus tarafında Progress kargo gemileri gerektiğinde yedek bir yönlendirme sistemi olarak değerlendiriliyor. Rusya, kendi uzay istasyonunu kurma hedefini sürdürmektedir ve bu konu çerçevesinde ROS (Russian Orbital Station) adıyla anılan yeni bir istasyon projesi öne çıkıyor. İlk modülün 2028’de Baykonur Üssü’nden fırlatılması planlanırken, ilerleyen aşamalarda evrensel bağlantı modülleri ve geçiş modülleriyle ROS’un genişletilmesi hedefleniyor.
Rusya’nın uzay programındaki planları yalnızca yörüngeyle sınırlı kalmıyor. Deneyimli yöneticiler ve yetkililerden gelen bilgilere göre Ay ve Venüs’e yönelik görevler de bu çerçevede önceliklendiriliyor. Ayrıca Çin ile birlikte Ay yüzeyinde ortak bir araştırma istasyonu kurma yönünde çalışmalar sürüyor; bu kapsamda nükleer enerjiyle çalışan bir güç sistemi geliştirme hedefi de bulunuyor ve bu güç istasyonunun modüllerinin 2033–2035 yılları arasında Ay’a gönderilmesi planlanıyor.