Diamanti: 3D Baskılı Betonla Karbon Yutağına Dönüşüm ve Sürdürülebilir Köprü Tasarımı
Penn Üniversitesi mühendisleri ve mimarları, inşaat sektörünün en çok karbon yayan malzemelerinden beton için iklim dostu çözümler geliştirmek amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Beton, küresel karbon emisyonlarının yaklaşık %8’inden sorumlu olduğu için yenilikçi tasarım yaklaşımlarıyla karbon depolama potansiyeline kavuşması hedefleniyor. Proje ekibi, Profesör Masoud Akbarzadeh liderliğinde Diamanti adını verdikleri bir 3D baskı tabanlı yapısal sistem geliştirdi. Sistem, hem geometri hem de malzeme bilimi kullanarak betonu karbon yutağına dönüştürmeyi amaçlıyor; böylece beton üretiminden kaynaklanan karbon salımını azaltmayı hedefleyen bir yol haritası sunuyor. Diamanti, mukavemetli ve çevreci bir seçenek olarak öne çıkıyor ve standart kalıplar yerine robotik 3D baskı ile dijital algoritmalarla optimize edilmiş modüler bileşenler üretiyor. Her parça, basınca ve çekmeye dayanacak şekilde tasarlanırken minimum malzeme kullanılıyor. Kavisli ve boşluklu formlar, yapının dayanıklılığını artırırken yüzey alanını genişleterek karbon dioksitin betona etkileşimini güçlendiriyor; her modül böylece küçük bir karbon yutağı haline geliyor.

Çimento, betonun ana bağlayıcısı olarak yüksek CO2 salımına yol açtığı için Diamanti yaklaşımı, çimentonun bir kısmını fosilleşmiş alglerden elde edilen silika bakımından zengin diyotom toprağı ile değiştirerek salımı azaltıyor. Bu takviye, betonun gözenekliliğini artırarak karbon dioksitin derinleşmesini ve kalsiyum bazlı bileşiklerle kimyasal reaksiyona girmesini kolaylaştırıyor. Testler, modifiye edilmiş bu karışımın geleneksel betona göre aynı koşullarda yüzde 140’tan fazla CO₂ absorbe edebildiğini gösterdi.

Malzeme yeniliğinin yanı sıra proje, yapısal tasarımda da devrim niteliğinde adımlar atıyor. Kemik benzeri gözenekli çerçeveden esinlenen tasarımcılar, yükleri verimli dağıtan ve kütleyi hafif tutan üçlü periyodik minimal yüzey yapılarını kullanıyor. Robotik 3D baskı ile bu karmaşık tasarımlar kalıpsız üretilebiliyor; böylece geleneksel betona kıyasla yaklaşık %60 daha az malzeme kullanılarak hafif ama dayanıklı bileşenler ortaya çıkıyor.

Başarılı gösterimler gerçekleştirildi; sıra artık gerçek boyutlarda uygulanmada. Ekip, laboratuvar dışına çıkmak için bir prototip köprü inşa etti. Venedik’teki European Cultural Centre’un “Time, Space, Existence” sergisinde sergilenen 2,5 metre uzunluğundaki köprü, robotik kol tarafından basılan dokuz modüler parçadan oluşuyor. Her parça, dayanıklılığı ve karbon yakalama kapasitesini artıran boşluklar ve yüzey dokularına sahip. Modüller, çelik takviyeye ihtiyaç duymadan çelik kablolarla bağlanıyor; bu da köprünün sökülüp yeniden kullanılabilir olmasına olanak tanıyor.
İlk başarılı testlerin ardından, Fransa’daki CERIB laboratuvarında beş ve on metre boyutlarında daha büyük prototipler denendi. On metre uzunluğundaki model, Sika’nın beton karışımıyla ve Fransız Robotik firması Carsey3D tarafından basıldı. Bu başarının ardından araştırmacılar, Fransa’da ilk tam ölçekli köprüyü planlayarak Paris’te potansiyel alanları değerlendiriyor.