Phoenix ve Ötesi: Xcimer Enerji’nin Füzyon Yolculuğu ve Gelecek Planları
Füzyon enerjisini ticari ölçeğe taşıma yarışı hız kazanırken ABD merkezli Xcimer Energy, kendi tesislerinde geliştirdiği ve dünyanın en büyük özel mülkiyete ait lazer sistemi olarak nitelendirilen Phoenix prototipini çalıştırmaya başladı. Bu lazer sistemi, yarı iletken üretimlerinde kullanılan bazı teknolojilerle benzerlik gösterse de, endüstriyel ölçek için tasarlanmış olanlardan çok daha büyük boyutlarda çalışıyor. Lazerin ışık kaynağı, 1 kilojulün üzerinde enerji üretebilen güçlü bir darbe kaynağı olarak belirtildi.

Merkezinde ise 38 metre uzunluğunda bir gaz optiği bulunan ve uyarılmış Brillouin saçılımı ile darbe sıkıştırma işlemi gerçekleştirilen bu sistem, mikrosaniye ölçeğinde üretilebilen darbeleri nanosaniye ölçeğine sıkıştırma prensibini temel alıyor. Böylelikle çok küçük bir yakıt kapsülünün üzerine son derece kısa sürede büyük miktarda enerji aktarılabiliyor ve bu sayede füzyon reaksiyonu başlatılarak enerji açığa çıkıyor.

İlham kaynağı NIF — ABD National Ignition Facility — Xcimer’ın yaklaşımını oluşturan temel referans olarak gösteriliyor. NIF, kontrollü füzyon deneylerinde enerji eşitliğini ilk kez elde etmeyi başarmıştı ve 192 lazer hattını kullanarak bir yakıt kapsülünü hedef alıyordu. 2022-2025 döneminde ise hedefe ulaştırılan lazer enerjisi ile elde edilen füzyon enerjisi arasındaki farkla dikkat çekti. Ancak NIF’in amacı elektrik üretimini doğrudan sağlamak değildi; bu nedenle dev lazer sistemi, ticari bir enerji santralinin gerektirdiği sürekli güç üretimini karşılayacak şekilde tasarlanmamıştı.

Xcimer ise daha basit ve maliyet-uygun bir çözüm hedefliyor. Şirket, excimer lazer mimarisinin füzyon enerjisini ticarileştirmek için daha uygun bir yol sunduğunu savunuyor. NIF’in 192 hattına karşılık Phoenix projesinde sadece iki ışın hattı üzerinde çalışılması planlanıyor; bu yaklaşım maliyetleri düşürebilir ve seri üretimi kolaylaştırabilir deniyor.
Projeksiyonda Phoenix tek başına büyük bir enerji üretim kapasitesine sahip olmamakla birlikte, gelecekteki hedefler için bir basamak olarak görülüyor. Yol haritasında 2028’de Anvil adı verilen ve yaklaşık 200 kilojul çıkışlı bir sistemin devreye alınması öngörülüyor. Ardından 2030’lu yılların başında Vulcan projesinin geliştirileceği belirtiliyor; bu sistem 4 ila 12 megajul aralığında enerji üreterek şebekeden çekilen enerji ile ürettiği enerji arasında denge kurabilecek seviyeye ulaşmayı amaçlıyor. Nihai hedef ise 2030’lu yılların ortalarına işaret eden Athena adlı ilk ticari füzyon enerji santralinin hayata geçirilmesi olarak belirlenmiş durumda.